Yeni Yıl ve Dört Anlaşma


Yeni yıl geldiğinde herkesin içini bir sevinç, bir heyecan kaplar. Çünkü yeni yıl geçmişin geride bırakılması yeni umutlarla geleceğe bakılması demektir. Her insanın hayatında olumlu ve olumsuz durumlar bulunur. Yeni yıl yaklaştığında kişiler geçmiş yılda yaşadığı olumsuzlukları unutarak daha güzel bir yıl geçirmeye hazırlanır.



Yeni yılın heyecanı küçük büyük herkesi şimdiden kaplamaya başladı. Gelecek olan yıldan beklentiler gözden geçiriliyor, yeni bir senede hedefler şimdiden belirlenerek güzel bir yıl hedefleniyor. İnsan hayatı boyunca pek çok hata yapan bir varlık olduğundan kişiler bu hatalarından ders alarak hayatlarını ona göre planlıyor. Hal böyle olunca da yeni bir yıl gibi dönüm noktaları insanlar için adeta bir fırsat olabiliyor. Aslında bazıları için de yeni yıl bir yıl daha yaşlanmak demek. Bunu düşünenler de yeni yıl karşısında biraz mutsuz olabiliyor.Her ne olursa olun yeni yıl, yeni umutların yeşermesi anlamına gelmektedir. Her insan yeni yıldan mutluluk, huzur, sağlık ve barış ister. Bu dileklerinin gerçekleşmesi için elinden geleni yapmak da önemlidir. Belki bilge olma yolunda ilerlemekte bize yeni yılın yeni fırsatları için farklı kapılar açabilir.


Dört anlaşma; baba nasihati gibi, sevecen öğütler içeren,sıcak ve şefkatli bulduğum yeni yıl için bire bir toltek bilgelik kitabı. Yeni yılın ilk günlerinde elimizden düşürmememiz gereken kitaplardan. Don Miguel Ruiz’in bize sunduğu dört hayat kurtarıcı öğütlerden alıntılar:


Birinci Anlaşma


Kullandığın sözcükleri özenle seç


Söz,sadece bir ses ya da yazı sembolü değildir.Söz,bir güçtür; kendinizi ifade etme ve iletişim kurma gücüdür. Sözle düşünürsünüz. Düşünmekte kullandığınız sözlerle yaşamınızdaki olayları yaratırsınız. İnsan zihni, sürekli tohumların ekildiği verimli toprak gibidir. Tohumlar düşünceler, fikirler ve kavramlardır. Söz tohum gibidir ve insan zihni son derece verimlidir! Bir tohum, bir düşünce ekersiniz ve o büyür. Burada tek problem şudur: Genellikle bu verimli toprağa korku tohumları ekilir. Her insanın zihni verimlidir. Önemli olan oraya ne tür tohumun ekilip üretildiğidir. Hitler'i ele alalım: O etrafındaki zihinlere korku tohumları gönderdi. Bu tohumlar çok güçlü büyüdü ve kitlesel yok edişe neden oldu. Sözün olağanüstü gücünü anladığımızda, ağzımızdan ne tür bir güç çıktığını da anlarız. Zihnimize ekilmiş bir korku ya da şüphe tohumu, ardı ardına yaşam dramaları yaratabilir. Bir söz büyü gibidir. İnsanlar kara büyücüler gibi sözü kullanıyor, düşüncesizce kullandıkları sözle birbirlerine büyü yapıyor. Birinci anlaşmayı (Sözünü özenle seç) kavradığınızda, yaşamınızda olabilecek tüm değişimleri de görmeye başlarsınız. Önce kendinizle olan ilişkinizde değişim olur, sonra diğer insanlarla, özellikle sevdiğiniz kişilerle olan ilişkileriniz derinden farklılaşır.


İkinci Anlaşma


Hiçbir şeyi kişisel algılama


Kişisel algıladığımızda,söylenenlerden rahatsızlık duyarsınız ve kendi inançlarınızı savunarak tepki gösterirsiniz. Bu tepkiyle çelişkiler ve çatışmalar yaratırsınız. Küçücük şeyleri bile büyütür, pireyi deve yaparsınız.Çünkü haklı çıkmak ihtiyacını duyarsınız. Sizin haklı, başkalarının haksız olmasını istersiniz. Haklı olmak için kendi fikirlerinizi onlara dayatmak için büyük çaba gösterirsiniz. İnsanlar ne yaparsa, ne söylerse, ne düşünürse düşünsün kişisel algılamayın. Sizin ne harika biri olduğunuzu söyleseler bile, bunu sizin yüzünüzden söylemiyorlar. Sizin harika olduğunuzu söyleyen insanlara inanmaya ihtiyacınız yok. Hiçbir şeyi kişisel algılamayın. Kendinizle ilgili düşüncelerin bile gerçek olması gerekmiyor. Bu nedenle kendi zihninizde, kendinizle ilgili düşünceleri de kişisel algılamayın. Zihnin kendisiyle konuşma yeteneği vardır. İnsanları kişisel algılamadan gerçekte oldukları gibi görebilmeyi başardığımızda, asla onların söylediği ya da yaptığı şeylerden incinmeyiz. Size yalan da söyleseler bundan incinmezsiniz. Çünkü onların korktukları için yalan söylediklerini bilirsiniz. Bu anlaşmaya uyduğunuzda yüreğinizi tümüyle açarak dünyayı dolaşsanız bile kimse size zarar veremez. O zaman alay edilme ya da reddedilme korkusu olmadan istediğiniz kişiye’’Seni seviyorum’’ diyebilirsiniz. O zaman ihtiyacınız olan şeyi rahatlıkla isteyebilirsiniz. Suçluluk duygusu ya da öz-yargılama olmaksızın ‘’evet’’ ya da ‘’hayır’’ diyebilirsiniz. Daima yüreğinizin götürdüğü yere doğru gitmeyi seçebilirsiniz.


Üçüncü Anlaşma


Varsayımda Bulunma


Her şeyle ilgili varsayımlarda bulunma eğilimimiz vardır. Varsayımlarda bulunmanın problemi, varsayımlarımızın gerçek olduğuna inanmamızdır. Onların gerçek olduğuna yemin edebiliriz. Başkalarının neyi düşündüğüne ya da yaptığına dair varsayımlarda bulunuruz. Varsayım teorilerimizi kişisel algılarız. Sonra da o kişileri suçlar ve sözlerimizle duygusal zehir saçarak tepki gösteririz. Varsayımda bulunuruz, yanlış anlarız, kişisel algılarız ve hiç yoktan koskocaman bir drama yaratırız. Gerçeği duymaya cesaret edemediğimizde ya da açıklama istemekten korktuğumuzda varsayımlarda bulunuyoruz. Sonra da varsayımlarımızın doğru olduğuna inanıyoruz. Bu inançlarımızla varsayımlarımızı savunarak, başkalarını yanlış ya da haksız kılmaya çalışıyoruz. Kendinizi varsayımlardan kurtarmanın yolu soru sormaktan geçiyor. İletişimin açık olmasına özen gösterin. Anlamadığınız bir şeyi sorun. Konu zihninizle netleşene kadar soru sorma cesaretini gösterin. O zaman bile bir durumla ilgili her şeyi bildiğinizi varsaymayın. Yanıtları aldığınızda gerçeği bildiğinizi varsaymayın. Ama bu anlaşmanın önemini anlamak da yeterli değildir. Bilgi ya da fikir zihninizde sadece bir tohumdur. Fark yaratacak olan şey aksiyondur, bilgiyi hayata geçirmektir.


Dördüncü Anlaşma


Daima yapabildiğinin en iyisini yap


Kalitesi nasıl olursa olsun ‘’en iyiniz’’i yapmaya özen gösterin. Ne daha fazla ne daha az.’’En iyiniz’’den daha fazla yapmak için kendinizi zorladığınızda, gerekenden daha fazla enerji sarf etmiş olacağınız için ‘’en iyiniz’’ de yeterli olamayacaktır. Çok fazla kendinizi zorladığınızda bedeniniz yorgun düştüğü için kendinize iyilik yapmış olmazsınız. Çünkü bu , amacınızı gerçekleştirmenizi geciktirir. Yapabildiğinizin en iyisini yapmakla, yaşamı dolu dolu ve yoğun yaşarsınız. Üretken ve kendinize karşı iyi olursunuz. Çünkü kendinizi, ailenize, topluma, her şeye en iyi şekilde verirsiniz. Aksiyonun kendisi size yoğun mutlu duygular yaşatacaktır. Ama siz güçlü bir iradeye sahip olmalısınız. Bu anlaşmalara uymak için tüm gücünüzü kullanmalısınız. Neden? Çünkü nereye gidersek gidelim, yolumuz engellerle dolu olacaktır. Herkes bu yeni anlaşmalara kendimizi adamamızı sabote etmeye çalışacaktır. Etrafımızdaki her şey bu anlaşmaları bozmaya elverişli bir ortam oluşturacaktır.


Don Miguel Ruiz ’in toltek penceresinden modern insan için nitelikli yaşam reçetesi diyebilirim bu kitap için.O zaman yeni yılda yeni bir kitaba yepyeni umutlara Merhaba!


--Melis CEYLANDAĞ

©2020 sarmalco.com || Yavuz tarafından hazırlanmıştır. || Her hakkı saklıdır.