TÜRKİYE'DE İŞÇİ ÖZLÜK HAKLARI

Yaşadığımız dünya düzenin de çarkların dönmesini sağlayan ve yıllardır sistemin kusursuz işlemesi için gece gündüz çalışan emekçiler, çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde özlük haklarını kazanmış durumda fakat gelişmemiş veya gelişmekte olan dünya ülkelerin de ise bu konu her şeyden önce bir insanlık dramı olarak devam etmektedir. İş verenler ise gerek yaptıkları yatırımlarla gerekse girişimcilik hamleleriyle milnyonlarca insana para kazanma ve geçinme fırsatı sağlamaktadır.

Öncelikle işçinin tanımını iyi bilmemiz gerekir. İşçi: bir iş yerinde belli bir ücret karşılığı bedenen veya zihnen çalışan kimselerdir. Yani aslında sadece fabrikada işçileri, maden ocağı çalışanları, tarım işçileri değil, beyaz yaka ve devlet memurları da birer işçidir. Bu kavramın oluşmasında patronların yani sanayii kuruluşu sahiplerinin etkisi büyüktür. Onlar parayı ve gücü elde ettikçe iştahları kabardı, her zaman daha fazla para ve zenginlik istedikleri için zayıf olanları ezdiler. Belki bunu istemelerinin nedeni insan doğasının da etkisi olabilir fakat günümüz de patron ve işçi kavramlarının birbirine zıt iki kelime olarak algılanmasının başlıca sebebi güç elde etme, yani para kazanma hırsıdır. İşçilerin haklarını korumak için sendikalar yıllardır çalışmaktadır, gerektiğinde iş bırakma ve çeşitli protestolar gibi toplu eylemler yaparak tek başına büyük güç olan patronlara karşı birlik ve dayanışma ile direnmişlerdir. Türkiye’de son yirmi yıldır devlet, işçi hak ve sağlığını korumaya yönelik politikalar izledi. Bu politikalar sonucu aşağıda belirteceğim haklar kanunlaştı ve iş sözleşmelerinde yar almaya başladı.

· Sosyal sigorta

· İhbar tazminatı

· Fazla mesai ücreti

· Haftada en az bir gün izin

· Resmi ve dini bayram tatil izinleri

· Yıllık ücretli izin hakkı

· Kıdem tazminatı hakkı

· Haftalık sabit çalışma saati

· Kadın işçilerin doğum izni hakkı

· Mazaret izni

· Evlilik izni

· İşe iade hakkı

Kanunen bu haklara sahip olmalarına rağmen bazı iş verenler çalışanlarını bu haklardan mahrum bırakabiliyor. Haklarını tam bilmeyen işçiler ise duruma itiraz edemiyor veya kovulma tehtidiyle susturuluyor. Maaşlarında zam talep eden çoğu işçi ise kaçak göçmen işçiler yüzünden işlerinden kovulabiliyorlar. Kanunda bir problem yok fakat uygulamada problemler var. Özellikle istanbulda ucuz, hiç bir hakkı olmayan göçmenler çalıştırılmakta. İşverenlerden beklenen şey çalışanlarını insan olarak görmeleri, onları üzerinden para kazandıkları köleler olarak düşünmemek. Çalışanlarına karşı sorumluluk sahibi,lider, yol gösterici, babacan, hak ve hkuk gözeten tavırlar sergilemek bir iş vereni en kıymetli yapan özelliklerdir. Karşılıklı sevgi ve saygı böyle oluşur ve bu tavırları takınan işverenlerin çalışanları işlerine dört elle sarılır, yapabildiklerinin en iyisini yaparlar. İş yerlerini kendi iş yeri gibi görüp bütün gayretleriyle çalışırlar.


Her şeyden önce hepsi birer insan ve kimse keyfinden çalışmıyor. Herkesin hayatını devam ettirebilmesi için para kazanması, emek harcaması gerekiyor. Bu dünya düzenini yönetenler patronlar da olsa, işçi sınıfı bu düzenin temelini oluşturuyor, arka plandaki acıyı ve yorgunluğu sırtlıyorlar. Haklarını kazanmak için de geçmişte çok mücadele verdiler ve şuanki haklara sahip olabildiler.


©2020 sarmalco.com || Yavuz tarafından hazırlanmıştır. || Her hakkı saklıdır.